Tren hareket ederken el sallayan,indiğinde ise sıcacık bir sarılma ile karşılayan birisi yoksa cam kenarında otursan dahi mutsuzsundur^^
Tek kişilik bir bilet alıyorum iki kişilik tren koltuklarında tek oturmak üzere. İstasyona gidip bekliyorum beni bu şehirden ve yaşanmışlıklardan kurtaracak trenin gelmesini. Ben bekledikçe saniyeler saatlere dönüşüyor. Beklediğim sürece gelmiyor. Ama biliyorum öyle ya da böyle gelecek. Gelmesini bekliyorum trenin, hayallerimi süsleyen o kişiyi beklediğim gibi.. Biliyorum çünkü er ya da geç gelecek,beklemem ne kadar uzun sürerse sürsün gelecek.
İşte geldi. İnsan kalabalığından sıyrılıp bulduğum bir pencere kenarına oturuyorum. Çoğu insan ters yöne oturamadığı için şanslıyım,ters taraftaki çoğu koltuk boş. Çoğunluğun aksine ben ters yönde gitmeyi seviyorum. İleridekilere değil de,geride kalanlarla kafa yoruşumun sebebini açıklıyor oturduğum koltuk.
Tren hareket ederken pencereden istasyona bakıyorum son kez. Onlarca insan el sallıyor. Kimisi sevdiğine,kimisi çocuğuna kimisi annesine.. İçlerinde onlarca umut,sevgi ve bir süre sonra büyük bir yer kaplayacak olan sevgi. İçeriye bakıyorum birbirinden farklı,aynı rüyayı görüp farklı yerlere giden onlarca insan.
Kafamı pencereye yaslayıp bir süre dışarıyı izledikten sonra kitabıma gömülüyorum. Tren raylar üzerinde giderken gözlerimse kitabın cümleleri üzerinde yolculuk yapıyor.
Bir an başımı kitaptan kaldırıyorum. Gözlerim bir omuza takılıyor,ayrıca bu omuza yaslanmış başa. Bir çifte. Birlikte aldıkları biletleriyle yolculuk yapan çifte. Kız kafasını çocuğun omzuna yaslamış,saçları biraz dağınık. Çocuksa kafasını kızın kafasının üzerine yaslamış,kirli sakallı. Uyuyorlar.
İçimden bir şeylerin koptuğunu hissediyorum. Ne kadarda mutlular. Ben bu kadarını bile haketmiyor muyum? Nasıl görüneceğimi önemsemeden yanında olabileceğim o kişiyi bulamayacak mıyım? Birlikte yolculuk yapabileceğim,hiç tanımadığım bir şehri sayesinde seveceğim birini bulamayacak mıyım? Düşünmemeliyim daha fazla! Düşüncelerim onları rahatsız etmiş olacak,uyandılar.
Yalnızlığıma bir kitap,müzik çalar ve tren rayları ortak oluyor. Boğazım düğümleniyor. Eğer yanımda biri olsaydı,o çifte bakıp iç geçirmek yerine, kokusu ciğerlerime sinmişken uyuyabilirdim. Bunları düşündükçe boğazıma bir yumru oturuyor. Yutkunamıyorum. Gözlerim doluyor. Gözlerimi kapatıyorum. Kafamı pencereye yaslıyorum.
Lanet olsun! İşte yine yalnızım. Koskoca bir günü daha yalnız geçiriyorum. Karşımda bir çift alay edercesine birlikteyken ben yine yalnızım. Daha ne kadar gidecek bu lanet olası külüstür! Nefret ediyorum bu trenden,oturduğum koltuktan,karşımda birlikte oturan çiftten! Hepsinden! Neyse ki 15 dakika kadar kısa bir zaman kalmış. 15 dakika boyunca nefes almadan beklesem daha hızlı varır mıyız istasyona acaba?
Varıyoruz istasyona. Dışarıda onlarca insan. Kimisi trene binmek için bekliyor,kimisiyse yolcu etmek için. Bazılarıda inenleri karşılamak için. Onlara bakıyorum. Hiçbiriyle ilgim yok. Bu tren yepyeni bir şehrin başlangıcı benim için. Yeni insanlarla tanışmanın,yeni yüzler görmenin ilk adımı.